Teknoloji

Yabani otlar ve robotlar

İngiltere’nin başkenti Londra’nın en yoğun caddelerinden biri olan Clapham’ın 33 metre aşağısına indiğinizde, geleceğin ta kendisiyle karşılaşırsınız. Pembe ve yeşillerin hüküm sürdüğü LED ışıklarla çevrili leziz bir evren. Hidroponik (su içinde topraksız yapılan tarım) metotlarla ve LED teknolojisiyle yaratılan ve hava durumu/ mevsimsel değişkenlerden etkilenmeyen bu ortamda mikro yeşillikler yetişiyor. Üstelik şehrin göbeğinde yer alan bu tarım cennetine ulaşmak, ne tedarikçiler ne de tüketiciler için bir sorun teşkil ediyor. Growing Underground isimli şirketin iddiası, buradaki metotla, geleneksel ve açık tarım yöntemlerine oranla yüzde 70 daha az su tüketimi yapıldığı yönünde. Alanda yer alan sensörler, hava hızı ve sıcaklığı gibi ölçümler yaparak sürekli olarak veri topluyor ve ortamın dengesini koruyor. Akıllarda ise aynı soru var; akıllı tarım ne kadar akıllanabilir?

Robot çiftçiler

Akıllı tarım ne yalnızca gelişmiş toplumların meselesi ne de gelişmemişlere sunulan bir çare. Tam da şu anda tüm dünyanın ortak akıl yürütmesi gereken bir başlık. BIS Research verilerine göre global akıllı tarım pazarının 2022 itibarıyla 23 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Hem akıllı tarım ekonomisinin büyümesi hem de bu alandaki metotların gelişmesi, yapay zekâ, otonom sistemler ve IoT alanındaki gelişmelere paralel ilerliyor.

Yakında çilek toplamak için Berry 5.1’in emektar ellerine daha fazla ihtiyaç duymanız muhtemel. Peki, Tom, Dick ve Harry’yle tanışmış olan var mı aranızda? Small Robot Company’nin endüstriyel devlere karşı ufak ve fonksiyonel şekillerde tasarladığı Tom, ekin ve toprak görüntüleme kabiliyetiyle teker teker tüm bitkileri kontrol ederken; Dick, mikro sulama ve kimyasal içermeyen bir ayıklama gerçekleştiriyor. Harry ise bu sırada hassas sondaj ve ekim yapıyor. Hyperweeder isimli başka bir robot ise en hayati beklentilerden birine cevap veriyor. 26 farklı yabani ot cinsini tanımlayabiliyor ve büyümelerinin önüne geçmek için bir lazer ışınıyla onları yok ediyor.

Bu “akıllı” dünyanın bir ucunda ise yıpranmış insan elleri var. Business Insider’ın geçtiğimiz Ağustos ayındaki haberine göre, Çin’in yedi yıllığına uygulamaya koyduğu ve çiftçilerin yerini robotların aldığı pilot bir tarım programı, bir istihdam kaybı riskini de ortaya koyuyor. Zira Çin’de tarıma dahil olan işgücü 1991 yılında yüzde 55 iken 2017’de yüzde 18. Bir anlığına ülkedeki 250 milyon çiftçinin işsiz kaldığını düşünün. Düşündünüz mü?

İmkânsızı yeniden tasarlamak

Küresel ısınmanın dengesizliklerine meydan okumanın yolunu bulan birileri de var. MIT Media Lab araştırmacıları 2015 yılında OpenAg Personal Food Computer adını verdikleri ve imkânsız görünen iklimleri imkânsız görünen coğrafyalara kopyalamaya yarayan bir bilgisayar geliştirmişlerdi. Yapay zekânın yön verdiği bu mikroklima mucizesine yeni bir dokunuş geldi geçtiğimiz sene. Daha ergonomik, daha hesaplı ve daha basit bir sistemle kullanıcılara sunulan bilgisayar, akıllı tarımın da demokratikleşmesine dair bir imkân ve soru koydu ortaya. Sahi demokratikleşme demişken, mutfağında 3D yazıcısı olan var mı?

Growing Underground, Londra’daki Clapham Caddesi’nin 33 metre altında hidroponik yöntemlerle tarım yapıyor.

Akıllı tarıma dikey geçiş

Dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden ABD’li Hershey, 2014 yılında 3D yazıcıyla ürettiği çikolataları paylaştığında, mucizevi bir lezzet devrine geçiş yaptığımızı düşünmüştük. Yıllar geçti ve mucizenin kişisel mutfaklara taşınacağı günler tartışılır oldu. “Instagramlabilir her şey”in pazarı domine ettiği böyle bir dönemde, basit bir ev mutfağını, bir 3D yazıcının imkân verdiği komplike yemeklerle nasıl dönüştüreceğini hayal edin.

Mini bir çiftlik prototipi sunan IKEA SPACE10 İnovasyon Laboratuvarı, kişisel mutfaklarda ve evlerde tarım yapmaya uygun alanlar yaratıyor.

Evinin, mutfağının çiftçisi olmak isteyenler için de yatay bir evrenin kapıları her zaman açık. 2017’de Londra Tasarım Haftası’nda mini bir çiftlik prototipi sunan IKEA SPACE10 İnovasyon Laboratuvarı, kişisel mutfaklarda ve evlerde tarım yapmaya uygun bir alan yaratmanın en teknolojik yolunu tanıtmıştı. Süpermarketler de aynı şekilde akıllı tarımı daha da demokratikleştirmenin yollarını arar oldular. Önce Belçikalı Delhaize, sonra da Fransız Carrefour çatılarına kurdukları dikey bahçelerde, ziyaretçilerine bu yeni dünyadan faydalanma imkânı sundular.

Akıllı tarım, dünyanın üzerine titremesi gereken kocaman puntolu bir mesele olan “gıda” üzerine yeni çareler üretebilir. Hem de bunu hayal edemeyeceğimiz kadar hızlı yapabilir. Elbette tüm avantajları ve dezavantajlarıyla birlikte…

Benzer Yazılar

Kodlama değil medya okuryazarlığı lütfen!

Ad Hoc

İklim krizinde Akdeniz ormanları

Ad Hoc

Geleceğin malzemeleri

Ad Hoc