Teknoloji

Yapay zekâ ve insan haklarında eksen kayması

Ar-Ge faaliyetlerinin finansmanının sağlanabilmesi, ölçeklendirilebilmesi, endüstriyelleştirilebilmesi, know-how birikimiyle az sarfiyatlı sürdürülebilir bir gelişim elde edilebilmesi ve nihayet insanlığın faydasına en iyi ve en doğru biçimde kullanılabilmesini sağlamak için hukuki düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Hukukun teknolojiyi çok geriden takip etmesinden yakınılırken, teknoloji geliştiren ülkeler yapay zekâya ilişkin Ar-Ge faaliyetlerini ele alırken, hukuki düzenlemelerini de çalışmaya başladılar elbette.

Yapay, doğal olarak bulunan bir şeyin insan tarafından kopya edilerek aslına en yakın şekilde üretilmesidir. Zekâ, sadece insana özgü olmayan, bilgi ve yetenekleri tecrübe, algılar ve gözlemle elde etme ve uygulayabilme becerisidir. Zekâ, sadece pasif ve zaten var olan bir olgu değil, zaman içinde öğrenme süreci ile gelişen bir fiil silsilesidir.

Dar yapay zekâ aynı zamanda, zayıf yapay zekâ olarak da bilinir ve hava durumu tahmini yapmak, satranç, Go gibi zekâ oyunları oynamak, bir müzik veya resim eseri yaratmak gibi spesifik bir veri tabanı üzerinden belirli fonksiyonlar icra etmek üzere programlanmıştır. Genel yapay zekâ, aynı zamanda güçlü yapay zekâ olarak da bilinir ve bir insana yakın zekâ belirtileri göstererek, bir bilgisayar başında veya fiziksel olarak karşı karşıya olunmayan hallerde muhatabımızın bir insan olduğu fikrini uyandırır.

Süper yapay zekâ ise her şeyi kontrol edebilme seviyesine varmış, insani duygu, algı ve tecrübeleri de sayısallaştırarak taklit edebilecek veya öngörebilecek, kendi varlığını da kendisi koruyabilecek yapay zekâ seviyesidir.

Halen insanın fiziksel algısı, soyut kavram algısı, mantığı ve duyguları sayısallaştırılıp belli bir örüntü halinde makine bilgisayımına tabi kılınamadığı için tam genel yapay zekâ ve süper yapay zekâ dünyada bulunmuyor.

Sistemlerin çok büyük veri tabanlarına erişimi, kompleks algoritmaların programlanabilmesi, binary bilgisayımın geldiği baş döndürücü nokta ve quantum bilgi sayımının günümüzde 5qbit’e ulaşmış olması gibi gelişmelerle, makine öğrenmesine imkân veren noktayı “eksik genel yapay zekâ” olarak adlandırabileceğimiz kanaatindeyim.

Robot, bir bilgisayar programı sayesinde, özellikle “kol gücü” gerektiren, karmaşık bir seri hareketi, zamanlama, şiddet, tekrar sayısı gibi unsurlarla kendi başına yerine getirebilen, başka unsurlarla koordinasyon sağlayan ve ne zaman veya hangi şartlarla durması gerektiği gibi emniyet tanımlamaları da olan bir bilgisayar programı ile hareket edebilen bir makinedir.

AB yapay zekâ teknolojileri hukuku çalışmalarında liderlik yarışında

AB, Yapay Zekâ Avrupa Birliği, yapay zekâ ve robot teknolojilerinin gelişimi engellemeyecek, tam tersine önünü açacak şekilde multidisipliner biçimde ele alınması ve sağlıklı düzenlemelere konu olabilmesi için yıllardır önemli çalışmalar yapıyor.

Mart 2012’de Avrupa Parlamentosu’nun da katkılarıyla 1.497.966 avro finansman ile başlatılan RoboLaw Project, Mayıs 2014’te tamamlandı ve Robotik Alanın Hukuki Düzenlenmesi Rehberi yayınlandı.

Bu projeyle gelişmekte olan robotik, bionik, neural beyin – bilgisayar arayüzler ve nanoteknolojilerin hukuki ve ahlaki etkilerini incelemek, mevcut hukuki düzenlemelerin yeterli olup olmadığını araştırmak, geliştirme ihtiyacı varsa bu değişikliklerin neler olduğunu ve bunun insanlar için önemli olan sosyal değerlere ve süreçlere etkilerinin neler olduğu global olarak araştırıldı.

2013 yılında Avrupa Komisyonu’nun 700 milyon avro, 180 şirket ve araştırma kuruluşundan oluşan EURobotics’in ise 2,8 milyar avro ile katıldığı SPARC ismindeki dünyanın en büyük sivil robotik programı bir kamu özel işbirliği modeli olarak hayata geçti.

AB’nin en büyük Araştırma ve Yenilik Programı olan ve 2014 – 2020 arası için 80 milyar avro ayrılan Horizon 2020 projesi robotik çalışmalara özel bir önem veriyor.

Bu gibi çalışmaların sonunda Robotik Üzerine Medeni Haklar, Robotik Üzerine Hukuki ve Ahlaki Düşünceler ve Robot Hukuku Üzerine Bir Avrupa Perspektifi gibi metinler ortaya çıktı.

Avrupa Parlamentosu Şubat 2017’de, Robotikte Medeni Haklar Komisyonu tavsiyesi üzerine, robotlara bir “elektronik kişilik” tanınması, özel vergi sistemine tabi olmaları gündeme geldi.

AB üyesi ülkeler Nisan 2018’de Yapay Zekâ İşbirliği Bildirgesi’ne imza atarak AB’yi bu alanda global rekabette en öne taşıyacak önlemler almayı, bilimsel, hukuki ve ahlaki çalışmalar yapmayı, 2020’den itibaren yılda 20 milyar avro kaynak yaratmayı taahhüt etti.

Nisan 2019’da, AB Komisyonu tarafından 2018’de kurulan Yapay Zekâ Üst Düzey Uzman Grubu heyecanla beklenen Güvenilir Yapay Zekâ Etik Rehberi’ni yayınlayarak, pilot uygulamasını başlattı.

ABD de bu konuda liderliği kaptırmama konusunda kararlı

Barack Obama döneminde 2009’da Ulusal Robotik Girişim ilk olarak açıklanmış, 2016’da Amerika Robotik Yol Haritası ile insan-robot etkileşimi, zeki robot teknolojilerinin gelişimi ve bunun eğitim, yaşlı ve çocuk bakımı, arama kurtarma, sağlık hizmetleri ve güvenlik alanlarında kullanımına ilişkin etik ve hukuki prensipler ortaya konmuştu. Dahası Obama, kendi döneminin son haftalarında Yapay Zekânın Geleceğine Hazırlık konulu bir rapor yayınlayarak, yapay zekâ araştırma geliştirme faaliyetlerine ilişkin bir ulusal strateji planı açıkladı.

Amerikan Federal Hükümeti’nin yapay zekâ ve robot teknolojilerine ilgisi Trump hükümeti döneminde de değişmedi, hatta yoğunlaştı. 2018 Mayıs ayında düzenlenen Amerikan Sanayisi için Yapay Zekâ Zirvesi’nde Beyaz Saray, Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü başkanlığında bir Yapay Zekâ Komitesi kurduğunu açıkladı.

2018’de Yapay Zekâ Ulusal Güvenlik Komisyonu kurulmasına ve Savunma Bakanlığı’nın, silahlı kuvvetler nezdinde yapay zekâ teknolojisinin orduya ve savunma sanayiine entegrasyonu üzerine çalışacak üst düzey bir yetkili atanmasına ilişkin John S. McCain Ulusal Güvenlik Yetkilendirme Kanunu’nu çıkardı.

Yabancı Yatırım Risk Değerlendirme Modernizasyonu Kanunu ile İthalat Kontrol Reformu Kanunu’nda da değişiklikler yapılarak bioteknoloji, yapay zekâ, ileri bilgi sayım teknolojileri, quantum bilgi ve algı teknolojileri gibi alanlarda ABD’den yapılacak ihracata, teknolojinin kime gideceği, hangi alanda kullanılacağı, teknolojiyi geliştirirken dahil olan kimselerin kim olduğu ve bunlara yatırım yapacak kişi veya kurumların kim olduklarına ilişkin kısıtlamalar veya yasaklar getirilmesi yönünde düzenlemeler yapıldı.

ABD’de hâlihazırda 21 eyalette ve District of Columbia’da sürücüsüz araçlara ilişkin mevzuat bulunuyor ve bu konuda senatoda iki federal yasa tasarısı bekliyor. KPMG 2018 yılında 20 ülkelik Sürücüsüz Araçlar Hazırlık Endeksi yayınladı ve bu endekste birinci sırayı Hollanda aldı. Japonya ve Birleşik Krallık da bu konuda mevzuat çalışmalarını hızla sürdüren, bir kısmını çıkaran ülkelerdir. 2020 yılında Japonya ve Avusturalya, 2021 yılında ise Birleşik Krallık sürücüsüz araçları kontrollü şekilde trafiğe çıkaracağını açıkladı.

Japonya 2015’te Robot Devrimi Girişimi’ni açıklayarak Ulusal Robot Stratejisi’ni yayınladı. Bu stratejinin uygulanması amacıyla Robot Devriminin Gerçekleştirilmesi Konseyi kuruldu. Kurul Robot Düzenleme Reformu Uygulama ilkelerini açıkladı ve telekomünikasyon, sanayi üretimi, sivil havacılık ve aeronautics, tüketicinin korunması, trafik ve sağlık mevzuatlarında yapılması gereken değişiklikleri tespit ederek bir dizi değişikliğe başladı. Bu değişikliklerin yanı sıra şu anda Robotik Emniyetin Yönetimi Kanunu görüşülüyor.

İnsan ve insan hakları bir paradigma kaymasının tam ortasında

Quantum bilgisayımı ve makine öğrenimi kabiliyetlerinin, yapay zekânın ve robot teknolojilerin genetik bilimlerinde kullanımı, insanlıkla ilgili varoluşsal bir kriz ortaya çıkarıyor.

Son dönemde Çin’de DNA olarak insanla hemen hemen aynı olan bir maymunun klonlandığı, genetik editing ile HIV virüsüne dayanıklı insan yavrusu dünyaya getirildiği ve vatandaşların belli kriterlere göre sınıflandırıldığı açıklamaları yapıldı.

Dünyanın huzursuz coğrafyalarında artan nüfus ve buralarda başlayacak büyük ölçekli toplu göç hareketleri karşısında dünyanın fiziki olarak dayanma gücü bulunmadığından uzay kolonizasyonunun önümüzdeki 50 yıl içinde önemli yerlere gelmeye yatkın.

İnsan, dünyayı ve yerleşeceği dünya dışı ortamı değiştirmekten aciz olduğu ve milyonlarca yıl sürecek evrimi bekleme lüksü olmadığı için, en kolay ve en masrafsız yol olarak insan genetik müdahaleyle ve modifiye edilerek üretilen organ ve uzuvlarla insanı değiştirmeye hazırlanıyor.

İnsanın yeni bir tür insan yaratabilmesi, bazı insanları dünya dışı yerleşime kalifiye ederken, kalanları dünya şartlarına mahkum edebilmesi bildiğimiz medeniyetin temelini teşkil eden İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan ve insan olmakla kazanılan temel hak ve eşitliklerle çelişkili bir durum ortaya çıkarıyor. Tüm bu şartlar altında gelecek de, geçmiş adaletsizliklerinin ve eşitsizliklerinin yeniden üretileceği bir kronolojiye işaret ediyor.

Burçak Ünsal, Avukat

Benzer Yazılar

Kömür: Yazdığı tarihi yok etmek üzere

Ad Hoc

Vadideki gençlik: Ölüme teknik müdahaleler

Ad Hoc

Sanat için teknoloji, teknoloji için sanat

Sencer Uçar