Ekonomi

Yapay zekânın muhtemel etkilerinden hakikaten endişeli miyiz?

Yapay zekânın muhtemel etkilerinden hakikaten endişeli miyiz?

Komik olsun diye yapılan bir video var; iki bilim insanı Ar-Ge çalışmaları sırasında bir robota sürekli eziyet ediyorlar, itip kakıyorlar, vuruyorlar, kameralarını boyayıp kör ediyorlar, kafasında şişe bile kırıyorlar ve sonunda da robotun canına tak ediyor ve bu ikisini bir güzel pataklıyor. Gerçekten de komik bir video, ben izlediğimde güldüm, arkadaşlarım ile de paylaştım. Ama konusu aslında somut bir endişeye de işaret ediyor, en azından insanların bir kısmı için.

“Ben yapay zekâdan kaygı duyanlar grubundayım. Önce makineler bizim için çok iş yapacak ve süper zeki olmayacak. Bunu iyi yönetebilirsek çok olumlu olacak. Ancak sonraki yıllarda zekâ endişe yaratacak kadar güçlenecek. İnsanların neden kaygı duymadığını anlayamayan Elon Musk ve diğerlerine katılıyorum.” Bu sözlerin sahibi Bill Gates. Bill Gates’in atıfta bulunduğu Elon Musk yapay zekâ karşımızdaki en büyük varoluşsal tehlike olabileceğini öne sürmüştü. Bu iki önemli isme Stephen Hawking’i de ekleyebiliriz. ALS hastalığı olan dahi fizikçi ölümünden kısa bir süre önce yapay zekâ teknolojisi aracılığıyla verdiği bir röportajda (ironik bir şekilde!): “Yapay zekâ kendisini geliştirmeyi sürdürebilir ve hatta kendisini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz” demişti. Teknoloji geliştirme alanında dünyanın en önemli beyinlerinin bu düşüncelerinin birçoğumuz için ürkütücü olması da doğal.

İşleri yok etmek ve yeni işler yaratmak arasında yapay zekâ
İnsanların yapay zekânın muhtemel etkilerine dair endişeleri farklı şekillerde kendini gösteriyor. En kısa vadede gerçekleşme ihtimali olan en somut endişe bazı mesleklerin yok olacağı endişesi. KPMG 64 ülkeden, 31 farklı sektörde faaliyet gösteren 1201 üst düzey İK yöneticisinin katılımı ile “İK’nın Geleceği” başlıklı bir araştırma yaptı. Araştırmaya 31 farklı sektörden katılan şirketlerin yarısına yakınının 5 bin ve üzerinde çalışan sayısına sahip olduğu ve yıllık gelirlerinin 1 milyar doların üzerinde gerçekleştiği belirtildi. İK yöneticilerinin üçte ikisi, ekiplerinin dijital dönüşüm geçirdiğini ya da geçirmekte olduğunu belirtiyor. Ve katılımcıların yüzde 42’si, İnsan Kaynakları departmanlarının gelecek 5 yılda karşılaşacağı en büyük sorunun, iş gücünü yapay zekânın etkin şekilde kullanıldığı bir geleceğe hazırlamak olduğunu düşünüyor. En vurucu çıktı ise araştırmaya katılan İK yöneticilerinin yüzde 60’ının yapay zekânın yarattığından daha fazla işi ortadan kaldıracağını belirtiyor olması. Yine KPMG’nin gerçekleştirdiği küresel CEO Outlook araştırmasına katılan CEO’ların yüzde 62’si ise tam tersine, yapay zekânın ortadan kaldırdığından daha fazla iş yaratacağına inandıklarını belirtmişti. Kafalar tam olarak net değilse de yapay zekânın bazı meslekleri ortadan kaldıracağına dair bir görüş birliği de var.

Çalışanların ötesinde vatandaşların geleceği risk altında
Zanaatların ve zanaatçıların hemen hemen tamamen ortadan kalkması yüksek ihtimal dahilinde. Fabrikalarda çok daha az işçiye gerek duyulması hatta belki de hiç işçi gerekmeyen fabrikalar çok uzak gelecekte değil. Amazon depolarındaki istifleme ve yükleme işlerini robotlara devretti bile. Sadece mavi yakalı, kol gücü gerektiren işlerde değil, bugünün daha kalifiye beyaz yakalı işlerinde de yapay zekânın etkisi büyük olacak. Yapay zekâ uygulamalarının bankaları dönüştürdüğünü bugünden izliyoruz. İnsansız bankacılık dönemi hemen hemen geldi sayılır. Otomatik pilotun kaptan pilot olacağı günler yakın. IBM’in geliştirdiği hukuk programı Ross, bir insanın 360 bin saatte toparlayabileceği bilgiyi saniyeler içinde derliyor. Ross benzeri sistemlerin yaygın kullanıma girmesi ile hukuk firmalarında çalışan 250 binden fazla insanın işsiz kalması an meselesi.

Silah üretiminde yapay zekâ kullanımı ise bir diğer ürkütücü gelişme. Akıllı füzeler zaten uzun zamandır var, bunlara silahlı İHA’lar (insansız hava araçları), akıllı/insansız tanklar, savaş gemileri ve robot askerler ekleniyor. Bu durum da insanların sadece bir çalışan olarak mesleğini kaybetmekten değil birer vatandaş olarak kendilerinin ve çocuklarının geleceklerinden endişe duymalarına yol açıyor.

Yapay zekâya yaklaşımda demografik farklar
Şirketlerin ve devletlerin yapay zekâ çalışmaları bir yandan durdurulamaz merak ve gelişme duygumuzu beslerken bir yandan da tüm bu korkularımızı körüklüyor. Ipsos, bu yıl Çin’in Dalian kentinde gerçekleştirilen World Economic Forum “Annual Meeting of the New Champions” konferansı için bir araştırma yaptı. 27 ülkeden 20 bin 107 yetişkinin katıldığı araştırmanın sonuçları ülkelerin son istatistikleri temel alınarak nüfus büyüklükleri, demografik dağılımları ile paralel ağırlıklandırıldı. Araştırmanın, gelişmiş ülkelerde genel olarak çalışan nüfusu temsil ederken, gelişmekte olan ülkelerde daha şehirli, yüksek eğitimli ve internet kullanıcısı kesimleri temsil ettiğini belirtmeliyiz.

Araştırma kapsamında “Hükümetlerin yapay zekâ kullanımının bugün olduğundan daha fazla kısıtlanması gerekir” ifadesi sorgulandığında katılımcıların yüzde 40’ının bu ifadeye katıldığını, yüzde 24’ünün katılmadığını görüyoruz. (Aradaki yüzde 36’lık kesim ise bu konuda nötr). Erkekler yapay zekâ konusunda hükümetlere daha fazla sınır getirilmesi konusunda kadınlara kıyasla daha esnekler, bu ifadeye katılmama oranı erkeklerde daha yüksek (yüzde 27), kadınlarda ise nötr kalanların oranı daha yüksek (yüzde 38). Yine 35 yaş altındakilerde diğer yaş gruplarına göre bir fark görüyoruz; gençlerin yüzde 27’si bu ifadeye katılmazken diğer yaş gruplarında bu oran yüzde 22… 35 yaş altındakilerin yüzde 38’i, bu daha fazla sınırlandırmayı desteklerken üst yaş gruplarında bu oran yüzde 38’e düşüyor. Gelir seviyesi yükseldikçe hükümetlere daha fazla sınır getirilmesi gerektiğini düşünenlerin oranı da artıyor. Yüksek gelir gruplarında sınır getirilmesine karşı olanların oranı yüzde 27, daha düşük gelir gruplarında bu oran yüzde 23. Yine benzer şekilde eğitim seviyesi yükselirken bu ifadeye karşı olma oranı da yükseliyor.

Değerlendirilen ifade “şirketlerin yapay zekâ kullanımının daha sıkı şekilde düzenlenmesi gerekir” biçiminde değiştiğinde bu ifadeyi destekleyenlerin oranında hükümet sorusuna kıyasla dramatik bir yükseliş görüyoruz. Katılımcıların yüzde 48’i şirketlerin yapay zekâ kullanımının daha sıkı şekilde düzenlenmesi gerektiğini düşünüyor. Orta ve ileri yaş gruplarının gençlere oranla kaygıları daha fazla, bu oran 35 yaş altında yüzde 46’ya gerilerken ileri yaş gruplarında yüzde 50’ye kadar çıkıyor. Bu ifadeye katılmayan gençlerin oranı yüzde 23 iken daha ileri yaş gruplarında yüzde 18. Erkekler kadınlara nazaran daha esnekler, bu ifadeye katılmayanların yani daha sıkı düzenleme olmasına karşı olanların oranı erkekler arasında yüzde 22 iken kadınlarda yüzde 17. Şirketler söz konusu olduğunda farklı gelir ve eğitim seviyesi gruplarında hükümetlere yönelik sorudaki farklılaşmaları göremiyoruz. Bunun bir istisnası düşük gelir gruplarında bu ifadeye katılanların oranındaki görece düşüklük, orta ve yüksek gelir gruplarında bu düşüncede olma oranı yüzde 50 iken düşük gelirli grupta oran yüzde 46; tabii unutmamak lazım ki yüzde 46 oldukça yüksek bir oran.

“Yapay zekâ kullanımından endişeliyim” ifadesi konu olduğunda katılımcıların yüzde 41’inde bu endişenin mevcut olduğunu görüyoruz, kadınların bu düşüncede olma oranı (yüzde 44) erkeklere (yüzde 39) kıyasla anlamlı derecede yüksek. Bu ifadeye katılmama oranı ise 35 yaş altında diğer yaş gruplarına nazaran yüksek, yani gençlerdeki endişe seviyesi daha düşük diyebiliriz. Genel endişelilik hali açısından baktığımızda farklı eğitim ve gelir seviyelerindeki toplum kümeleri arasında büyük farklar yok.

Yapay zekâ yasaklanmalı mı?
Tüm bu endişelerin sonunda ise “yapay zekâ tamamen yasaklanmalıdır” ifadesine katılım seviyesi sorgulandığında katılımcıların sadece yüzde 19’unun bu düşüncede olduğunu görüyoruz. Endişeliyiz ancak yasaklanması fikrine de katılmıyoruz. Bu konuda kararsız kalma oranı kadınlarda daha yüksek. Diğer sorulara gelen yanıtlardan farklı olarak gençlerde bu ifadeye katılım oranı diğer yaş gruplarına göre yüksek. Yani aslında gençlerin içinde bir alt küme var ki yapay zekâ karşıtlığı konusunda çok keskin olumsuz düşünceye sahip. Benzer bir durum düşük gelir grubunda ve düşük eğitim seviyesi grubunda da var. Bu gruplar da yapay zekâ kullanımının yasaklanması fikrine genelden daha yüksek oranda katılıyorlar.
Yapay zekâdan hakikaten endişe duyuyoruz.

Ama bu kavramdan kaçamayacağımızın da farkındayız ve yasaklayarak bir yere varamayacağımızı biliyoruz.
Yapılacak şey meşhur reklamdaki gibi gücü kontrol etmek çünkü konu yapay zekâ olduğunda kontrolsüz güç başımıza büyük dertler açabilir.

Sidar Gedik
Araştırmacı

Benzer Yazılar

Hep birlikte harekete geçme zamanı

Ad Hoc

21’inci yüzyıl becerileri

Ad Hoc

Küresel eşitsizlikler devam edebilir

Ad Hoc