Manşet Tematik

Yine, yeni, yeniden: Fandom, K-Pop ve popüler kültür

Teknoloji ve küreselleşme, yerel kültürleri coğrafi sınırlarından kurtarıp tüm dünyaya yayılan bir şekle bürüdü. Popüler kültürün belirli bir alt kültür etkisi altında kalması düşünülemezken, bir dönem dışlanan siyahi gençliğin üretimleri, bugün neredeyse tüm dünya tarafından benimseniyor. Yeni medya çağına girdiğimiz iddiasıyla eski medyanın yok olmadığını, yeni teknolojilerle işlevi ve statüsünün değiştiğini söyleyen Henry Jenkins, bu tanımlamaları yaparken medya tüketicilerinin pasiften aktif hale geçtiğinden bahsetti. Jenkins’e göre, gücü hâlâ elinde bulunduran şirket sahipleri ya da yeni girişimler medya üreticilerini hayranlarla işbirliği yapmak için zorluyor.

Hatırlarsanız bir dönem Star Wars ve Harry Potter için benzer tartışmalar yapılmış, hayranların etkisinden bağımsız düşünülemeyen bu yapımları tartışmıştı pek çok insan. Tıpkı sadık bir tüketici gibi -hatta çok daha fazlası- hayran oldukları şeyleri hem çok fazla tüketiyor hem de sevgilerinin boyutunu taşırarak başka insanların da hayranlığını besliyorlar. Ekonomiyi, pazarlamayı, reklamı ve hatta siyaseti bile etkileyen bu yansımalar hiçbir sektörün göz ardı edebileceği gibi değil.

Kültürden gelenler, kültüre dönüşenler ve bazı bağlar

İnsanları birleştiren ya da ayrıştıran bir güç olarak sanat, yüzyıllarca pek çok ideolojinin yansıtıcısı oldu. Peki sadece bir eğlence ya da beslenme aracı değil; hayatta kalma mücadelesi içinde, silaha dönüşen müzik gibi, toplulukların oluşturduğu kültürler insanlığın yeni haline neler kattı? Küresel kültür oluşumunun esas sebeplerinden biri olarak medyanın her bölgeye ve herkese ulaşabilmesini sayabiliriz. Kullanıcıya odaklanan yeni deneyimler de bunlardan biri olarak karşımıza yıllardır çıkıyor. Eleştirilse bile yadsınamaz bir gerçek olarak nitelendirilen Spotify, Netflix gibi platformların ve sosyal medyanın küresel bir beğeni algısı oluşturması da popülerlik gibi kültürün de farklılaşmasına sebep oldu. Giderek yalnızlaşan insanlar için mi bir kültür üretiliyor yoksa kültür bu sebeple mi kendini yeniliyor bilmiyoruz ancak bugün bir zamanlar dışlanan siyahi gençliğin müziği, dansı, kelimeleri ve kendine has üslupları bile dünyanın her yerine yayılabiliyor. Buna bir başka örnek ise fandom kültürünün en net görülebildiği Kore dalgası.

Kozmetikten müziğe, dramadan dile: Hallyu

Hallyu’yu, Türkçe karşılığı Kore dalgası olan ve insanlığı etkisini altına almış bir tanım olarak kullanabiliriz. Güney Kore pop kültürünün bir dalga misali yayılması da kelimenin tam karşılığı. Online film platformlarında, Netflix dramalarında, pek çok alışveriş merkezinin yeni Kore mağazalarında ve pek tabii atıştırmalıklarında bu etkiyi hissedebiliriz.

Ancak esas dalga, asla inkâr edemeyeceğimiz bir şekilde içinde boğulduğumuz K-Pop. Sürekli artan bir popülariteyle adından sıkça söz ettiren, trend topic’lerden düşmeyen K-Pop, herkesin pop müzikten vazgeçtiği sırada adeta kendi şovunu sergiledi. Şov diyoruz çünkü içine girdiğinizde tam bir şov dünyasında olduğunuzu hissediyorsunuz. Uzun zamandır Türkiye’den böyle bir etki görebilen var mıdır bilinmez ancak Türkiye de Kore dalgasına kapıldı. Melodilerinin bağımlılık yarattığı iddia ediliyor, akıcı ve eşzamanlı ritim ve danslarıyla dikkat çekiyor, skandalları ve fandom’larıyla haber değeri elde ediyor. Biz en popüler örneğiyle 2012 yılında tanışmışızdır diye düşünüyoruz. Müzik listelerine damgasını vuran, sadece Türkiye’de değil tüm dünyanın piyasalarını alt üst eden ve K-Pop dalgasını yükselten PSY- Gangnam Style. Bugün YouTube’da 3 milyar 480 bin izlenmeye sahip üstelik. Konudan çok sapmadan neden Kore’den, K-Pop’tan ve olasılıklardan bahsettiğimize değinelim.

Fandom kültürü söz konusu olunca sasaeng’den bahsetmemek olmaz diye düşündük. Koreli müzik şirketleri tarafından artan hayran sayısını fırsata çevirmek için değerlendirilen, konserlerden ölüm haberlerine, tehditlerden pahalı ürünlerin satın alımına kadar adlarını manşete taşıyan hayranlar, bu sasaeng’ler. Kendi etkinlikleri, sınır tanımaz hayranlıkları ve hayran oldukları kişinin özel hayatına müdahaleye kadar ileri giden bir sendrom. Celebrity Worship Syndrome, özellikle intihar oranının çok yüksek olduğu ülkelerde psikolojik bir bozukluk olarak nitelendirilen ünlülere tapınma sendromu olarak geçiyor. Fandon endişesi de burada başlıyor.

Fandom yaş oranında düşüş

Popüler kültür ve fan kültürü dediğimizde pek çok kişinin aklına Sinatramania gelir. Frank Sinatra’nın ilham verdiği pop müziğin büyümesinin ardındaki itici güç, müzik üretimlerini tetikledi. Ancak geleneksel müzik geçmişinde bir kültürü belirleyen de bunun yaygınlaşmasını sağlayan da gençler değil yetişkinlerdi. Teknolojinin içinde doğan bir neslin yetişkinlerin bu alandaki aksaklıklarını değerlendirerek konuyu lehine çevirmeleriyse kontrolden çıkmamıza sebep. Enstrüman çalmaktan beste yapmaya hatta bir de bunu kaydedecek müzik programları keşfetmeye kadar müzik yapımının tüm süreçlerinde yer alan gençlerin yaş ortalaması 14-16 olarak ifade ediliyor.

Değişen müzik algısının da fandom yaş oranın da sebepleri ortada. Küçük yaşta ünle tanışan pek çok şarkıcının fandom’larının da küçük olduğunu biliniyor. Üstelik kendilerine verdikleri isimler de var. Her ne kadar sasaeng boyutunda olmasalar da hayranlıklarını her yerde dile getirmeyi seviyorlar. Justin Bieber hayranları kendine Belieber, Selena Gomez’inkiler Selenator, Nicki Minaj’ınkiler ise Barbiez diyor.

TikTok ya da diğer platformlar

Yeniliklerden bahsedeceksek son birkaç yıla damgasına vuran TikTok etkisini es geçmemek gerek. Zira 2016 yılında ByteDance tarafından kurulan ve Çin’de piyasaya sürülen uygulamanın, geçtiğimiz yılki değeri için 75 milyar dolar diyorlardı. 500 milyonu aşkın kullanıcı sayısıyla kendi viral olan platform bir müziğe de viral etkisi yaratacak cinste. Etkiyi yaratan platform değil, fanlar. Çıkışından sonra uzun süre boyunca bünyesine reklam almayan TikTok, içerik üreticileri tarafından pek çok şeyin subliminal reklamını yapıyordu.

Fandomlar halen sevdikleri sanatçının şarkılarıyla içerik üretiyor ve bunun trend haline gelmesini sağlayabiliyorlar. Teknolojinin sayısız imkânından faydalanan bir kültürün yankı bulacağı tek yer TikTok da değil üstelik. Sosyal medyadaki her platformlar kendi içinde yeni bir sosyal kültür oluştururken ünlü isimlerin çoğu sevenleriyle uzak yakın ilişkiler kurabilecek sistemlere erişelebiliyorlar. Eskiden hayran kitlesine ait forum siteleri vardı; ancak kim bilir hangi ünlü hangisinin ne kadar farkındaydı?

Bugün interaktif iletişimle birbirini besleyen bir fandom ilişkisi kurmak mümkün. Tabii bunları yapabilmenin olumsuz etkileri de yok değil. Eleştirel ve nefret dolu da olabilen fandomlar, sizden bir anda vazgeçebilir ya da rakibiniz için nefret ve şiddet söylemlerinde bulunabilir.

Yapay zekâ etkisi

Sanatçıların popülerlik algısını yitirmemeleri kendi başarılarına bağlı. Her an değişebilir bir beğeni dünyasında, sanatçılar da fandomlar üzerinde etkisini yitirebilir. Black Mirror’ın Miley Cyrus’a yer verdiği son sezonun son bölümünü hatırlarsanız orada da kendi müziğini yapmayan ancak menajer teyzesi tarafından birtakım ilaç ve
telkinle ayakta tutulan pop şarkıcısının hikâyesi anlatılıyordu. Sanatçının yapay zekâyla üretilen robotları sevenlerinin en yakın arkadaşı, yaptığı her hareket ise haber değeri niteliğindeydi. Kendi içinden gelen şarkıları yapmaya başlamasından tedirgin olan teyzesiyle çatışmasını görüyorduk çünkü beğeni dediğimiz büyük kitlelere hitap eden o algı kaybolduğunda bir daha yerine koyulamayacak raddeye gelebilirdi.

Teknolojinin sınırsızlıklarına bu kadar yer veren dizide burası konu edilmiyor ancak popüler şarkı fabrikaları ve besteciler artık yerini yapay zekâya bırakabilir gibi görünüyor. Üretilen müzikle ilgili çağdaş endişeleri sonlandıran bir adımla bu işi de yapay zekâya aktardık. Müzik endüstrisinde yer alan pek çok kişiye göre algoritmik şekilde ilerleyen önerilere ve çalma listelerine alışmışken beğeni dengesi kuracak yeni sistemleri tasarlamanın zamanı da çoktan gelmişti. Ki bu yıl, kullanıcıları hakkında veri toplayan ve özel ruh hali müziği yaratan Endel adlı bir uygulama, büyük plak şirketi Warner Music ile anlaşma imzalayan ilk algoritma oldu. Veri tartışmalarına girmek için uygun bir başlıkta değiliz ancak dinlediklerimizi araştıran sistemler üzerinde tasarlanan müzikler, büyük bir değişimi de ortaya çıkaracaktır. Yapay zekâya bağlı müzik anlayışı geliştikçe aradığımız uyumun ötesine geçmeyeceğimizi kim söyleyebilir?

Benzer Yazılar

Sosyal karmaşa: Deneyim telaşı, anı yakalama ve mahremiyet sorunu

Ad Hoc

“Self”ine yakın, kendine yabancı

Ad Hoc

‘Evinde gibi’ hissettiren ofisler

Ad Hoc